Bir mekânı sadece görmekle, orada bulunmak arasındaki fark nedir? Ya da her mekân ya da “an” bir fotoğraf karesi ile anlatılabilir mi?
Ya da bir anı yaşamakla, onu anımsamak arasındaki fark nedir?
Biri gelip geçer, diğeri kalır mı?.
Ya da herkes aynı ortamda aynı anı mı yaşar de zihinlerdeki fotoğraflar birbirinden bambaşka mı olur?
Biz çoğu zaman “tasarım” deyince nesneleri düşünürüz: bir sandalye, bir afiş, bir menü, bir mekân. Oysa asıl tasarım, insanla onlar arasında oluşan etkileşim ve bu etkileşimin yarattığı çağrışımlar ve görüntülerdir.
Bir fırçanın yüzünde yarattığı şefkatli bir elin dokunma duygusu, bir kahve fincanının dudağına değdiğinde yarattığı his, bir fondötenin yüzünle buluştuğu andaki o serinlik.
Hepsi, fark edilmeden geçip gitmiş sanılan küçük zaman dilimlerinde saklıdır.
Ve aslında en kalıcı olan da budur: deneyim.
“Deneyim tasarımı” kulağa kurumsal bir kavram gibi gelebilir. Ama içi tamamen kişiseldir.
Senin kokladığın o sabah, senin oturduğun o köşe, senin duyduğun o müzik hiçbir zaman yanındaki arkadaşınla aynı değildir. Komün belleklerimizden hepimiz başka anları başka çağrışımları alır birleştiririz. Ve zihinlerdeki hiçbir fotoğraf karesi aynı çıkmaz; çoğalır, artar. Birbirimize anlattıkça da yepyeni detaylar eklenerek sürekli yenilenir.
Deneyim, biriciktir. Ve iyi tasarım, bu biricikliği sessizce kucaklar.
Bir mekân, sadece mimariyle kurulmaz.
Kahvaltı tabağındaki yeşilliğin, “yeşil” tonu, cam bardaktaki ışığın kırılımındaki ışık tayfı. Herkes aynı açıyla götürmez ki elindeki bardağı dudaklarına..
Hepsi bir duygunun parçasıdır.
İyi bir deneyim tasarımı; göze görünmeyen, ama duyumsadığın o ağ örgüsünü kurar.
Her şey biraz yavaşladığında “fark edilir”.
Çatal çarptığında, her tabakta aynı sesi çıkarmaz , kapıdan giren sabah ışığı her gün değişik açıyla vurur duvarda her girdiğinde okuduğun o cümleye…
Bu yazı da tam orada dursun istedik:
Görmediğini duyumsatan, söylemediğini sese dönüştüren, tasarlanmış ama bastırmayan bir deneyimin kıyısında.
Çünkü bizce güzel olan, ancak her zerrenle yaşadıktan sonra anımsanır.
Anımsıyorsan, iyi tasarlanmıştır.
