Skip to content Skip to footer

“Make Me Up” bir slogan değil, bir davet: İçten Dışa Yenilenmenin Ritüeli

Kendine ayırdığın 15 dakika… Günümüz modern yaşamının “kişisel gelişim” bloglarında, vloglarında ne çok karşına çıktı değil mi? Ya da “kurs”, “buluşma”, “arınma” başlığı altında ne çok yere fazladan ödeme yaptın… Halbuki günlük yaşamın pek çok aralığında sadece “durarak” ulaşabileceğin bir anlam değil mi bu?


Kahveni duyumlarken, belki telefonundan 15 dakika uzak kalarak, belki de sadece durup etrafındaki sesleri dinleyerek.

Böylesi kısa anlarda ruhun nefes alır, bedenin hafifler, bakışların tazelenir.

Ve evet… bazen bunlar da yetmez. Günümüz yaşamının aynası diyebileceğimiz sosyal medya “anlarında da “iyi ve zinde” görünmek istersin.

İşte “make me up” tam olarak budur:


Bir fırça darbesiyle başlayan içsel bir uyanış.

Günümüz modern toplumunda makyaj, artık sadece dış görüntüyü düzenlemek için değil.
Bir sabah aynaya bakarken göz altına dokunan o küçük pembe ya da şeftali renk, gece boyu taşıdığın yorgunlukları silmez sadece; içini de anımsatır sana:
“Buradayım, varım, kendim için zaman ayırıyorum.”

Kendini “düzeltmek” değil, kendine dönmek

“Make me up” bir tamir değildir.
Kusurlarını kapatıyor gibi olmakla da hiç ilgisi yoktur.
Bu, aynaya sadece “güzel görünmek” için değil, kendine yeniden bağ kurmak için bakmaktır.


Bazen renklenen bir dudak, bazen aydınlanan bir cilt; ama her defasında “ben buradayım” deme hali.

Ritüel değilse bile, küçük bir tören

Kahven soğumadan önce,
WhatsApp mesajlarına dönmeden önce,
Instagram’da boy göstermeye başlayan o “rakip” gibi görünen yüzler, story akışına karıştıkları gibi günün akışına karışmadan önce,
Bir fırça… belki bir allık.

Ve her şeyden önemlisi seni sen olmaktan uzaklaştıran pek çok şeyden 15 dakika uzak kalmakla oluşan kendine bir temas, bir selam hali.

“Görünmek” için değil, duyumsamak için yapılan bir dokunuş

Modern şehirli insan için makyaj artık sadece dış dünyaya hazırlık değil.
Bu, kendi içine hazırlanma biçimi.
Yorgunluktan kaçmak değil, yorgunluğunla barışmak.
Ve her aynaya bakışta sadece yüzünü değil, yaşam denen o engin denizdeki yüzüşünü renklendirmek.

Yani kimse fark etmese de sen bilirsin: Sen kendin için oradaydın.      

Belki sen de bugün aynaya yalnızca görünmek için değil, hissetmek için bakarsın. Ve kendin için orada olduğunu bir kez daha fark edersin.